Mimoza Kadın Derneği, 2 yıllık çalışmalarını paylaştı

PİRHA- Mimoza Kadın Derneği, 2 yıllık çalışmalarına dair açıklama yaptı. Dernek,” Yaşamlarımıza, yaşam alanlarımıza ve özgürlüklerimize yönelen tehditlere karşı durmak ve geleceğimizi belirlemek için yapmamız gerekenin birlikte mücadele olduğunu, tarihi bir eşikte bulunduğumuzu ve böylesi bir süreçte, birlikte direnmeye verdiğimiz ve vereceğimiz emeğin belirleyici olacağının farkındayız” dedi.

Mimoza Kadın Derneği, 2 yıllık çalışmalarına dair basın toplantısı yaptı. Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, iki yıllık çalışmalarında kadınların dayanışma ve mücadele ağlarını daha da büyütmenin önemini bir kez daha gördüklerini belirterek, “Derneğimiz Mersin özelinde kurulan bir dernek olmasına rağmen kısa surede Türkiye genelinden başvuru alan bir konuma gelmiştir. Açıldığımız günden bugüne toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı kadınların yaşadıkları her türlü şiddetle mücadele ve toplumu bilinçlendirmek için birçok çalışmayı gerçekleştirmeye ve dayanışmaya destek olmaya çalıştık” dedi.

İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz çekilme girişiminden çok daha önce başlayan eşit, özgür ve yaşam hakkına karşı açık saldırılara dönüşen iklimin hakim olduğu bir ülkede yaşadıklarının altını çizen Çiğdem Göksoy, “Türkiye’de kadın hakları artık bir bütün olarak tehlikede. Bu tehlike ikincil bir mesele değil, ülkenin bütün acil sorunları ile eşit derecede önemlidir” diye konuştu.

“KADINLARI MİMOZA KADIN DERNEĞİ ÇATISI ALTINDA DAYANIŞMAYA DAVET EDİYORUZ”

Çiğdem Göksoy, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

“Seçim hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, iktidar milyonlarca kadına daha çok baskı, daha çok ayrımcılık ve şiddetten başka bir şey vaat etmiyor. Kadın katillerini cesaretlendiren nefret söylemlerini boca edenleri ödüllendiriyor. Türkiye, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadele için devletlere yol haritası çizen İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülke iken, sözleşmeden ilk çıkan ve bununla da kalmayıp kadına karşı şiddetle mücadelede sözleşmeye paralel hazırlanan 6284 sayılı yerel yasayı tartışmaya açarak evde barışa en büyük darbenin vurulmakta olduğu bir ülke haline getirilmiştir.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi isteyenler, aynı zamanda kadınlara yıllardır, erkeklerle eşit değilsiniz; çocuk yaşta evlenin; şiddete boyun eğmeyip boşanırsanız nafaka haramdır; çalışırsanız fahişe olursunuz; sokakta kahkaha ile gülmeniz iffetsizliktir, istediğinizi giyinemezsiniz; kendi istediğiniz sayıda doğuramazsınız; her kürtaj bir cinayettir; babanıza ya da kocanıza emanetsiniz gibi ayrımcı ve cinsiyetçi söylemler üretenler ve bu fikirleri hayata geçirmeye, yasalaştırmaya çalışanlardır. Haklarını, hayatlarını ve yaşanabilir bir dünyayı savunan kadınların mücadelesine “sürtük” gibi küfürleri yakıştıranlar ve kadınların her gün 3’er 5’er katledilmelerini seyredenlerdir.

Yaşamlarımıza, yaşam alanlarımıza ve özgürlüklerimize yönelen tehditlere karşı durmak ve geleceğimizi belirlemek için yapmamız gerekenin birlikte mücadele olduğunu, tarihi bir eşikte bulunduğumuzu ve böylesi bir süreçte, birlikte direnmeye verdiğimiz ve vereceğimiz emeğin belirleyici olacağının farkındayız.

Mimoza Kadın Derneği olarak; “Kadın ve LGBTİ+’ların beyanı esastır” ilkesi kabul edilmiş ve Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin soruşturulmalarında tanık ya da herhangi başka bir delil aranmaksızın, soruşturmanın sağlıklı başlatılması ve mağdurun güvenliğinin sağlanması amacıyla koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması için her türlü hukuki destek sağlanmaktadır. Kentimizde yaşanan kadın cinayetleri başta olmak üzere danışanlarımız arasında yer alan 8 kadının şiddet davaları takip edilerek katılma talebinde bulunulmuş, katılma taleplerinin mahkemelerce reddedilmesi durumunda da gözlemci olarak davalar takip edilmiştir.

Bir diğer çalışmamız ise psikolojik boyut şiddet olayları yaşamış kadınlarda en sık karşılaşılan psikolojik sorunun travma sonrası stres bozukluğu olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Eşinden veya herhangi bir erkekten fiziksel şiddet görmüş, isteği dışında cinsel ilişkiye zorlanmış güvenliklerine yönelik algıladıkları tehdide bağlı güncel korku ve yaşamlarını sürdürmeye yönelik çaresizlik duygularını depresyonun en önemli belirleyici etken olduğunu gözlemledik. Kadınlar korku yüzünden normal yaşamına dönmekte zorlandıklarını belirtmektedirler.

Bire bir destek sunduğumuz 20 kadının kendi ifadelerinden yola çıkarak pek çoğu çocuklarıyla birlikte düşünüldüğünde gelecek kaygısı yaşamaktadır. Şiddet nedeniyle özgüveni zedelenen, umutsuzluk ve çaresizlik yaşayan kadın bu olumsuzluklar karşısında şiddet döngüsüne geri dönmek zorunda kalmaktadır. Derneğimize sosyal medya ve telefon üzerinden ulaşan 100 kadına gerekli destek sağlanarak ilgili kurumlara yönlendirilmiştir. Bu çerçevede çalışmalarımız devam etmekle birlikte dayanışma ağımızı genişleterek kadınları Mimoza Kadın Derneği çatısı altında dayanışmaya davet ediyoruz.”

PİRHA/MERSİN

Diğer Haberler

Anna Lindh Foundation

Anna Lindh Foundation’in düzenlediği Sivil Toplum Kuruluşlarında Dijitalleşme ve Lobicilik