MİMOZA KADIN DERNEĞİ 1. YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİĞİ KONUŞMA METNİ

tarafından
1
MİMOZA KADIN DERNEĞİ 1. YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİĞİ KONUŞMA METNİ

 

Değerli  katılımcılar , sevgili konuklar başta şahsım olmak üzere yönetimim adına hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Biz kadınların önünde,  kendilerini araçsallaştıran ve erkeksi bir dünya da salt cinsel obje düzeyine indirgeyen patriyakal kültür ile tüm toplumu tek tipleştirmeye çalışan resmi ideolojinin ciddi engeller olduğunu biliyoruz. Bu anlayışa karşı mücadele eden Türkiye kadın hareketini mücadelesiyle büyüten Kürt kadın hareketinin sözcüsü Ayşe Gökhan’ın şahsında verilen 30 yıllık ceza aslında kadın hareketini geriletmeye yönelik  politikanın sonucu olarak görüyor ve kabul etmiyoruz. Cezalandırılan her kadın ,her nerede olurlarsa olsunlar mücadeleyi büyütmekten asla vazgeçmeyeceklerini biliyoruz. Bu anlayışlara karşı  Derneğimiz toplamsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı her türlü şiddete karşı farkındalık ve duyarlılık oluşturmak ve bu doğrultuda faaliyetler  geliştirerek kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması için mücadele ederek ,kadınların güçlenmesini ve toplumsal cinsiyet eşitliğini        sağlayarak sosyal, ekonomik, politik ve kültürel alanda güçlenmelerine ve tüm olanaklardan eşit  biçimde yararlanabilmelerine yönelik faaliyetler geliştirmek için yola koyulduk.

Derneğimiz;  Mersin özelinde kurulmasına rağmen 1 yıl içinde çevre illerden de başvuru alan ve gerekli yerlere yönlendiren ,yönlendirdiğimiz  vakaların  takibini yapan çözüm odaklı yaklaşımlarla çalışma üreten , başvurusu alınan kadınların   gerek sosyal medya da gerekse de  birebir danıştıkları ve dayanıştıkları  kendilerini güvende hissettikleri bir alana dönüşmüştür. Yaklaşık 2 yıldır karantina, izolasyon ,evden çalışma gibi   uygulamalarla birlikte kadınlar  özelikle ev içi şiddet  tehlikesi ile daha çok karşı karşıya  kaldılar. Ülkemizde Özgecan cinayetinden  bugüne Türkiye’de 2 bine yakın kadın katledildi. Bu cinayetle ayaklanıp    genelgeler yayımlamak  kadın cinayetlerinin önüne geçmek için kalıcı bir çözüm getirmediği gibi Erkeğe cesaret veren politikalar  halen devam etmektedir. Bunun en bariz örneği ise kazanılmış   halklarımız üzerinden siyasete  malzeme yapılan ve bir gecede fesih edilen İstanbul sözleşmesidir.

Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemeyi hedefleyen bu sözleşme erk şiddetinden kurtulup hayatta kalan Kadınlar, istismar edilen çocukların güvencesiydi. İstanbul sözleşmesinden çıkılmasının ardından 130 dan  fazla kadın katledilirken bunun 106 kadın cinayeti şüpheli olarak kayıtlara geçti. Kadınlar güvende olmaları gereken yerlerde evlerinde  de  katledilmeye devam edilirken ilgili makamların kadın kırımını görmemesi ve politika üretmemesi cinayetlerin önünü açmaktadır. Bu cinayetleri meşrulaştırmanın diğer bir boyutu ise basın yolu ile işlenmesidir. Dizilerde  , kadın programlarında ve    haberlerde kullanılan dil, şiddeti bahanelere sığdıran kavramlar; utanca ,korkuya ,çaresizlik gibi  duygular yaratacak ifadeler ve görseller yerine , Kadınları  güçlendirici tarafsız ve mücadele veren ifadelerle birlikte yasalar öne çıkarılmalı. Türkiye kadın cinayetlerinde 152 ülke arasından 94. Sırada gelmektedir. Bu sıralamayı değiştirmek    İstanbul sözleşmesine geri dönerek yasayı işletmek ve 6284 sayılı yasanın gerekliliklerini uygulayarak ancak gerçekleşebilir. Kadına yönelik artan şiddete karşılık Türkiye de sığınma evlerinin sayısı 145’tir.Yetersiz olduğu gibi yaşam koşullarında sınırlı ve ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Gönül ister ki sığınma evlerine ihtiyaç duyulmadan kadınlar yaşamlarına yön verebilsinler. Sığınma evleri sığındıkları değil ,hayatlarındaki   zorlukları   toplumsal dayanışma  içinde aştıkları yerler olmalıdır. Şiddet gördüğü  için evini, işini, yakınlarını hatta çocuklarını  terk etmek zorunda kalmak şiddete maruz kalanın tecridi anlamına gelmektedir.

 

2020 de Türkiye genelinde 300 kadın katledilmiş 171 kadın şüpheli şekilde öldürülmüştür. Bu sayıyı Çukurova ya indirgediğimizde  katledilen kadın  sayısı 29  olup bunun 9’u ise şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçti,

2021 yılının verileri Türkiye genelinde ilk 6 ayın verilerinden 130 kadın katledilmiş tir.2021 yılı  Çukurova bölgesinde ocak ve eylül ayı verilerinde baktığımızda ise toplam 12 kadın katledildi bunun 9 ‘u ise şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçmiştir. Kayıtlara yansıyan bu verileri sizlerle paylaşmak bizleri duygu olarak ağır bir yükün altına koysa da, farkında olarak kadın mücadele ağlarını geliştirmek ve bu doğrultuda politika üretmek, üretilen politikaları ilgili makamlarda çözüm odaklı çalışma yürütmesi  doğru olandır.  Bu bağlamda açığa çıkan sorunlara dönük çözüm önerilerimiz ise şöyledir.

 

– İstanbul sözleşmesine geri dönülmesi.

-6284 sayılı aileyi koruma yasası etkin kullanılsın

-Kadın konuk evlerinin sayısı artırılarak yaşam koşulları iyileştirilsin tespit edilen sorunlar temelinde dayanışma evleri olarak yeniden yapılandırılsın.

-Medya da kadına yönelik şiddeti özendirici, meşrulaştırıcı yayın ve haberlerin yapılmaması.

-6284 sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunda geçen delil ve belge aranmadan şiddet  mağduru kadınların hemen korumaya alınması.

– Hâkim ve mülki amirlerin ivedilikle koruyucu tedbir alabilmesi ve fail  bu tedbirlere uymadığında dava süreci başlamadan zorlama hapsi  uygulanmalı.

-Çocuk yaşta evliliklerin önleyici yasaların Lanzarote Sözleşmesinin gerekliliklerinin ivedilikle uygulanmalı.

-Şiddet hattının tek hatta değil bağımsız 7-24 çalışan  bir hat olması.

-Aile bakanlığı yerine özgün kadın bakanlığının kurulması.

-Kadının ikincil cinsiyet durumundan çıkartılıp toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı politikalar geliştirilmeli.